Kent

Kent Nedir?

Kent kavramı tarihin her safhasında farklı anlamları olan ve sürekli değişmeye açık olan bir olgudur.

Aristo’ya göre kent insanların kaliteli yaşam sürmek için toplandıkları yerdir.

Orta Çağın en güçlü kent tanımı ise Marver’in ‘’Duvarlarla çevrili insan yerleşimleri.’’ ifadesidir. Marver insanların içinde korunabildiği yerleri kent olarak tanımlamıştır.

Marx’ a göre ise kent; üretim araçlarının, ana malların, ihtiyaçların toplanmış olduğu bir yerdir.

Ferdinand Tönnies ise kenti “cemaat” (gemeinschaft) ve cemiyet” (gesellschaft) olarak ele almıştır. Cemaatler ırk ve kültür bakımından farklılaşmamış bireylerin oluşturduğu mahrem ve homojen topluluklardır. Cemiyetler ise sosyo-ekonomik açıdan, kültür açısından farklılaşmış bireylerin oluşturduğu heterojen topluluktur. Bu olgulara göre cemaat köyü cemiyetler ise kenti temsil eder.

Bookchin ise kenti bir eko-topluluk olarak göstermek gerektiğini ve asıl amacın onun nasıl işlediğini anlamaya çalışmanın olduğunu vurgular.

Bir diğer açıdan Bumin’e göre kent kusursuz bir ortak alan değil aksine farklı düşüncelerin ve farklı işlerin yapıldığı bir yerdir. Yani bir çatışma alanıdır.

Louis Wirth ise kentin tanımını sayısal açıdan açıklamış ve kentin kademelenmesinde 3 etken olduğunu belirtmiştir. Eğer bir yerin nüfus büyüklüğü, yoğunluğu ve heterojenliği yüksek değerlerde ise oranın kent olduğunu söylemiştir.
Hount’a göre kentten bahsedebilmek için sosyolojiye başvurmak gerektiğini vurgulamıştır.

Hount kent için ‘Kent, insanların birbiriyle buluştukları, malların değiş tokuş edildiği, fikirlerin yayıldığı bir ilişkiler ve kararlar merkezidir.’ demiştir.

Gördüğünüz gibi tarihin her evresinde kente dair birçok farklı tanım bulunmaktadır. Peki hangisi doğru?
Açıkçası bunu söylemek mümkün değildir. Çünkü bu gelişen fikirler o dönemi ve o koşulları baz alır. Kent ise dinamiktir, yenilik ister.
Bir yerleşim mekanına kent olma niteliğini kazandıran özellikler arasında nüfus büyüklüğü, toplumsal yapı, ekonomik yapı, sosyo-kültürel ortam gibi temel bileşenler vardır. Sadece nüfus büyüklüğünü ele alırsak nüfusu 5.000 olan yerleşimlere kimi ülkeler kent derken, nüfusun 20.000’den daha az olan yerleşim alanlarını kent olarak saymayan ülkeler de bulunmaktadır. Örneğin, Belçika’da 5000 ve İsviçre’de 10.000 nüfuslu yerleşim birimleri kent sayılırken, Hollanda da ise 20.000 e kadar çıkmaktadır.
Kentin tanımında nüfus büyüklüğünden çok üretim biçimine önem veren Ankara Mimarlar Odası ise kenti; nüfusun, üretim araçlarının, konutların ve öteki yapıların, teknik altyapı sistemlerinin, eğitim-kültür-sanat-yönetim örgütlerinin yoğunlaştığı yerleşme merkezleridir şeklinde tanımlamıştır.
Bir şehir plancısı adayı olarak kent bana göre, insanların yaşarken mutlu olduğu, huzur bulduğu, beton duvarlardan kurtulup kıra kaçmak için vakit kollamadığı aksine beton duvarların insanları boğmadan doğayı hissettirdiği bir yerdir kent. Bölgesi, konumu fark yaratmadan aynı yapılaşmanın, aynı mekânların, sıkıcı tasarımların olduğu bir yer değildir kent, aksine sokakta attığımız her adımda kente dair küçük sürprizler bulabileceğimiz bir yerdir. ‘’Kent insanın, en insan olduğu yerdir…’’ der Mimar Cengiz Bektaş.

Kaynakça

  • Kavramsal Olarak Kent Nedir ve Türkiye’de Kent Neresidir? – A.Kadir Topal / Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 6, Sayı:1, 2004
  • Kent ve Kültür Üzerine – Ruşen Keleş
  • Kentsel Planlama: Ansiklopedik Sözlük – Melih Ersoy
  • Topografya.com tarzında paylaşımların olduğu ve bu metinde de kaynakça olarak gösterebileceğim bir site için tıklayın.

NOT
Bu metinde “kent” olgusu hakkında yapılan yorumlar açıklanmıştır. Elbette kent hakkında yorumlar bunlarla sınırlı değildir. Bu metinde sadece önemli görülen yorumlara yer verilmiştir.

Gökhan Sert

Mersin Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölümü 2020 yılı mezunu şehir plancısıyım. Bu platformu planlama,mimarlık ve tasarım ile ilgili araştırmalardan edindiğim bilgileri arttırmak ve sizlerle paylaşmak amacıyla kurdum.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın