Haberler

İklim Değişikliğinin Sonuçları Giderek Kaçınılmaz Olacaktır

8 Ağustos 2018 tarihinde yaşanan sel felaketi nedeniyle Ordu’nun Fatsa, Ünye, Çaybaşı, Perşembe ve İkizce ilçelerinde 500 bin kişi etkilenmiş ve bir vatandaşımız yaşamını yitirmiştir. Konuyla ilgili, TMMOB Şehir Plancıları Odası’nın yaptığı açıklama şöyle;

“Yıllardır bilim çevrelerince yapılan tüm uyarılara rağmen, çevresel etkideğerlendirmesi olmadan sürdürülen madencilik faaliyetleri; dere yataklarına inşa edilen kaçak yapılar; enerji üretimimizin ancak %2’sini oluşturan ve yerelin tüm karşı çıkışlarına rağmen uygulamaya konulan HES projeleri ve derelerin doğal akışını bozucu içerikteki diğer altyapı çalışmaları hızla devam ettirilmektedir. Karadeniz Sahil Yolu, dolgularla kıyı şeridindeki kentleri denizden koparmış ve çoğu yerde derelerin doğal akışıyla denize ulaşımını engellemiştir. Bunun sonucunda, Karadeniz coğrafyası “bilimden, planlama ilke ve esaslarından uzak, kamu yararına aykırı” projelere maruz kalmış; bu süreç sürekli yaşadığımız ciddi kayıpların ortaya çıkmasına yol açmış, gelecekte yaşanmasını da olası hale getirmiştir.

Ülkemizin hemen hemen her bölgesinde, kısa sürede maksimum rant uğruna, doğaya ve ekosisteme yönelik yıkıcı ve telafisi mümkün olmayan müdahaleler artmaktadır. Şehirlerin betonlaşması, toprağın ve suyun buluşmasının plansız veya şehircilik ilke esaslarına aykırı yapılaşmayla kısıtlanması, doğa olaylarının felakete dönüşmesine neden olmaktadır. Ayrıca tüm dünyada etkisi artarak devam eden, ancak bu etki yetkili kişilerce görmezden gelinen “iklim değişikliği” sorununa yönelik hiçbir politika üretilmemekte; kentlerin direncinin artırılmasına çalışılmamakta; iklim değişikliğinin sonuçları giderek kaçınılmaz olmaktadır.

Mevcut durumda, Karadeniz Bölgesi için uygulanmakta olan imar planlarından stratejik planlara kadar her ölçekte birçok plan ve program bulunmakta ancak bunların hiçbirisi asıl sorunun çözümüne odaklanmamaktadır. Yapılagelen uygulamaların önemli bir kısmı plansız/programsız/hatalı kentleşme politikalarının arazı olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlara ek olarak, seçimden birkaç ay önce çıkartılan “İmar Barışı” adı altındaki “İmar Affı” düzenlemesi ile kaçak yapılar yasallaştırılmış, doğal alanlarda tahribatın önü açılmış, ek olarak da planlı kentleşme anlayışının temelleri sarsılmıştır.

Yakın zamanda çıkartılmış bir imar barışı kararı ve halihazırda birçok planlama sorunu varken; yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda belirtilen ve yaşanan olaya karşı bir çözüm olarak sunulan Karadeniz Bölgesi’ni konu alacak bir “Stratejik Eylem Planı”nın uygulanacak olması, inandırıcılıktan uzak, gerçek dışı ve kamunun, yerel halkın oyalanmasının yeni bir söylemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilim göz ardı edildiği ve aşırı yağış olayları döngüsel doğal durumlar hesaba katılmadan projeler kısa sürelerde özensiz biçimde uygulandığı sürece, benzer doğal olayların afete dönüşmesinin kaçınılmaz olduğu acı bir gerçektir.

Üstelik konunun yetkililerinin bugün yaptığı “altyapılar hiçbir zaman bu yağışlara göre hesap edilemez” şeklindeki talihsiz, bilimsellikten uzak açıklamaları da en az bu gerçek kadar acıdır.

Ordu’da yaşanan sel felaketi gibi, bugüne kadar ülkemizde gerçekleşen çok sayıda doğa felaketi hala hafızalarımızda…
Yıl dönümü yaklaşan 17 Ağustos Depremi’nin üstünden 19 yıl geçmiş olmasına ve bir deprem ülkesi olarak her an risk altında olmamıza rağmen, o günden bugüne hiçbir kalıcı önlem alınmamış, yaklaşım geliştirilmemiş ve planlı adım atılmamıştır. Hatta üzerine yeni sorunlar eklenmeye devam ederken, uyarılarımızın aksine, afet toplanma alanları yapılaşmaya açılmış ve plansız kentleşme, çıkartılan yeni yönetmelik ve yasalarla desteklenmiş; dolayısıyla afete karşı “halkın can ve mal güvenliği kadere teslim edilmiştir”.

Yineliyoruz; başta tüm kamu kurumlarına sirayet etmiş durumda olan bilim ve tekniğin doğrularından uzak, “ben yaptım, oldu” anlayışından bir an önce vazgeçilmelidir! Ordu’da yaşanan felaketin sonuçları kader değildir; politikacıların, yetkili teknik kişilerin ve siyasilerin kararlarıyla gerçekleştirilmiş plan dışı/alelacele müdahalelerin ve bilimsel gerekliliklerin yerine getirilmemesinin sonucudur. Bunun gibi bilgi altyapısı eksik kararlarla ve müdahalelerle kente, doğaya, insan hayatına ve tüm canlıların yaşam hakkına karşı açıkça suç işlenmektedir. Bu nedenlerle ve gerekçelerle, “kader” adı altında üzeri örtülmeye çalışılan bu kent/doğa suçuna ortak olmuş tüm politikacılara ve yetkililere gerekli soruşturmaların ivedilikle başlatılması gerektiğini kamuoyuyla paylaşırız”.

Kaynak: yapi.com.tr

Gökhan Sert

Mersin Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölümü 2020 yılı mezunu şehir plancısıyım. Bu platformu planlama,mimarlık ve tasarım ile ilgili araştırmalardan edindiğim bilgileri arttırmak ve sizlerle paylaşmak amacıyla kurdum.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın